Sun22102017

Son guncelleme08:56:30 PM GMT

Back Çevre Termik Santral Amasra ve Termik Santral
Cumartesi, 19 Şubat 2011 17:17

Amasra ve Termik Santral Vurgulanmış

Yazan  Ferhat Güngör
Oy ver
(0 oy)

ÇEKÜL (Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı) Amasra Temsilcisi Hüseyin Çoban'ın, Amasra Belediyesi'nin "AMASRAM" dergisinde yayınlanan söyleşisi.

Amasram : Amasra’da uzun süredir Termik Santral kurulması çalışması vardı ve Amasralılar Bartınlılarla beraber bu girişime karşı çıktılar. Toplantılar, protestolar, imza kampanyaları oldu. Bu eylemler Ankara’ya kadar taşındı. Neler oldu anlatır mısınız?

Hüseyin ÇOBAN : Amasra için talihsiz bir konu bu. Doğal güzelliğiyle tanınan bir yere Termik Santral yapılmasını konuşmaktan daha acı verici bir şey olabilir mi?

3000 yıldır Amastris isminde bir prensesin adını taşıyan, arkeolojik ve doğal değerleri ile ahşap işçiliği, turizm ve balıkçılıkla kendini tanıtmış bir kent Amasra. Doğadan alınıp insana armağan edilen maden kömüründen, balığa kadar pek çok ürünün ocağı, iki ayrı limanı ile denizcilerin yatağı Amasra. Plajları var, turizm yatırımları var. Yelken Kulübü, Turizm Meslek Lisesi gibi yerel hayata bilimsel katkı yapan kuruluşları var. Şehir yenilenerek gelişiyor.

Amasra’nın güzel geleceğini konuşacakken başımızda kötü bir bulut dolaşıyor. Bu da Termik Santral..

Batı Karadeniz’in önemli değerlerinden biri de kömürdür. Amasra’da da devletin işlettiği bir kömür ocağı var ve bir firma Amasra B bölgesinde kömür çıkarmak üzere 2005 yılında protokol imzaladı. 2009 yılında kömürü çıkartmış olması gerekirken hala üretim yapmış değil. Tarlaağzı Köyü muhtarının deyimiyle “daha bir çay kaşığı bile kömür çıkartamamışlarken başımıza Termik Santral belasını sardılar”. Bu güzel coğrafyaya olmayacak bir şey. Bu bölgeye kurulmaması gereken bir şey. Üstelik Bartın, Karabük, Zonguldak Çevre Düzeni Planı da Bartın ve Amasra’ya Termik Santral yapılamayacağını söylüyor. 2009 yılında onaylanan, Çevre Bakanlığının Çevre Değerleri korumak üzere yaptırdığı 1/100.000 ölçekli bu plan, bu 3 vilayetin sanayisini, tarım alanlarını, su ürünleri, balıkçılık, turizm gibi değerlerini birbirinden ayırıyor ve yatırımların birbirine yapacağı olumsuz etkileri önlüyor. Şu bölgede şu yatırımlar yapılabilir diyor. Artık eskisi gibi 5 yıllık planlar yok. Çevre koruma planları var artık. Doğayı koruma, yaşamı koruma, insan sağlığını korumaya ilişkin planlar var. Çevre planı da diyor ki bundan sonra bu 3 vilayette yapılacak olan Termik Santraller Filyos bölgesine yönlendirilir diyor. Filyos ve Çatalağzı’nda yapılabilir diyor. Aslında bütün dünyada kömüre dayalı termik santrallerden vazgeçildiği bir dönemdeyiz. Aslında hiçbir yerde yapılmaması gerekiyor. Filyos’a da yapılmaması gerekir bu tür santrallerin.

Bizim coğrafyamızda güneş, bizim bölgemizde rüzgâr gerekli enerjiyi üretiyor. Alternatif Enerjilere yönelmeliyiz. Buradan çıkartılan kömürü mutlaka burada yakarak enerjiye dönüştürmek gerekmiyor. Ukrayna’dan, Güney Afrika’dan yani kilometrelerce uzakta çıkartılan kömürler dünyanın başka uzak köşelerine taşınırken Amasra’da çıkartılan kömürü Amasra’da yakmak şart değil.
Termik Santral Şart Değil.

Kömürü burada yakarak Bartın’ın verimli tarım topraklarına asit yağmuru olarak yağdırmak şart değil. Santralin ağır metaller içeren küllerinden yeraltı sularını zehirlemek şart değil. Baca gazlarıyla, küllerle havayı kirletmek şart değil. Santralın soğuma suyunu ısınmış olarak tekrar denize vererek balıkçılığı öldürmek şart değil.

Enerjiye ihtiyacımız var diyerek bunları yapmak, bu topraklara, bitkisinden balığına, canlılarına, Amasra ve Bartın’ın insan sağlığına ihanet etmektir.

Amasra’da zaten enerji üretiliyor.  Maden işçileri canları pahasına kara toprağın altından kara elmas taş kömürünü gün yüzüne çıkartıyorlar.  Bu firma da bunu yapmalı. Aldığı görevi yerine getirmeli, Kömür Çıkartmalı.

Bartın’ın tarımını, Amasra’nın turizmini Termik Santrale kurban etmememiz gerekiyor. Bu yüzden bu kentler devlet tarafından korunmak zorunda.
Firmaya karşı çıktığımız kadar Çevre Bakanlığı’nı da uyarıyoruz.

Amasra ve Bartın halkı 24 Kasım da CED toplantılarını yaptırmayarak, 29 Kasım da Ankara’ya giderek şunu söyledi. “Siz bizi korumak zorundasınız. Elinizdeki plan size yol gösteriyor. Artık o planın kenarından dolaşmayın. Filyos’ta olmazsa başka yer bakılabilir gibi gerekçelerle olmayacak bir işe kalkışmayın” dedi.

Çevre Bakanlığında yapılan toplantı sonucunda bütün bu olumsuzluklar açıkça tartışılmasına ve Firmanın başvurusunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmasına rağmen. Gömü-Tarlaağzı bölgesinde santral kurulamayacağı, buna format verilmeyeceği açıklanmasına rağmen; Tarlaağzı sınırları içinde olan 2 kilometre batıdaki Delikli Burun bölgesi için Cevre Etki Değerlendirmesi sürecine devam edebileceği firmaya bildirilmiştir.

CED dosyasında firmanın Delikli Burun mevkiinin Orman Bölgesi olması, Karstik jeolojik yapısı nedeniyle çöküntüler olduğu ve su seviyesinden yüksekliği nedeniyle santral yapımına uygun olmadığını açıkça belirtilmesine rağmen ısrarla buraya yapabilirsiniz denmesi açıkça söyleyelim hukukun etrafından dolanmaktır.

Çevre Düzeni Plan kararlarının yok sayılması karşısında hukuki yollarla bu süreci de durdurmak, Bartın ve Amasra halkının bir süre daha santral belasıyla uğraşmasını gerektirecektir.

“Burası 1997 yılında su ürünleri üretim sahası olarak Tarım Bakanlı tarafından tarif edilmiş bir bölge; o zaman bunu yapamazsınız” diyoruz.

“Amasra Turizm bakanlığının gelişme planında önemle korunmuş bir şehir; bu durumda burada termik santral kurulmasına izin veremezsiniz” diyoruz.

“Çevre düzeni planı santrale izin vermiyor; kendi koyduğunuz kuralları çiğneyemezsiniz, size emanet edilmiş çevrenin yok edilmesine seyirci kalamazsınız” diyoruz.

Ama çok garip bir şey oluyor, bir virüs karışıyor işin içine, KANSERLİ BİR VİRÜS zehirliyor hayatımızı.

Amasra’nın doğal güzelliklerini korumamız, onun turizm ve balıkçılık gibi ekonomik değerlerini geliştirmeye çalışmamız gerekirken hayatımıza bir virüs bulaşıyor ve kötü şeyler konuşuyoruz.

Amasra iki koylu iki adalı bir yarımada. Boztepe adası yarımadaya köprüyle bağlanıyor. Bir Roma dönemi köprüsü. 3000 yıldır o köprünün üzerinden kimler geçti kim bilir. Küçük Limanda denizin içinde doğal kayaya oyulmuş  Amastris’in hamamı denen bir havuz var.  Antik bir deniz feneri var. Bir kale var. Cenova armalarıyla dolu bir şato var. Bütün bunlar bakım onarım isteyen ve hayata kazandırılması gereken şeylerken biz garip bir şekilde sağlığımızı da hayatımızı da olumsuz etkileyecek bir Termik Santral ile uğraşıyoruz.

AMASRAM : Bölge turizmi denince Amasra ve Safranbolu hep birlikte düşünülüyor. Burada termik santral kurulduğunda zararları geniş bir bölgede hissedilecek. Öyle değil mi?

H.Ç. : Kesinlikle evet. Safranbolu Cide’ye kadar bütün bu Batı Karadeniz bölgesi aslında birbirini etkileyen, birbirine olumlu şeyler veren yerler. Turist Amasra’da balık yemeğe gelirken, Safranbolu’ya da uğramayı,  gecelemeyi seçiyor, ya da tersi oluyor.  Bütün bu çevre Abant’tan başlıyor, Yedigöller’i içine alıyor, Bartın ırmağı, Safranbolu şehri, Amasra’nın doğal güzellikleri. Bu kıyılardaki meslekler; Devrek’te Bastonculuk, Kurucaşile ve Tekkeönü’nde Ahşap Tekne Yapımcılığı. Bütün bu yerel değerler yeni tür turizmin cazibe alanları. Safranbolu dünya kenti. Kendini korumuş, kanıtlamış. Benim de temsilcisi olduğum ÇEKÜL VAKFI Tarafından 25 sene önce el atılmış, hayata kazandırılmış bir yer. Termik santralin “T” sinin girdiği yerde turizmi konuşamayız. Dibinde bir termik santral varken insanlar niye gelsinler bu bölgeye.

Üstelik 260 megavatlık büyük bir santralden söz ediyoruz.  Burada bu büyüklükte bir santrale uygun arazi bile yok. Santrale yeter miktarda kömür yok üretilmiyor, üretilemeyecek… O kadar büyük bir santralden söz ediyoruz k,i bir süre sonra Ukrayna’dan mı gelir Güney Afrika’dan mı getirilir, ithal kömüre dönülecek. Yabancı kredi, yabancı ortaklar ile başlayan süreç, Santralın Global Sermayeye satılmasıyla sonuçlanabilecek.  “Enerjide dışa bağımlıyız, Amasra’ya bile Termik Santral Yapmalıyız” diyerek hayatımızı zehirleyen kanserli zihniyet yüzünden, enerji gelirleri yurtdışına giderken; külü, asidi, atıkları bizim topraklarımızı ve hayatımızı zehirleyecek. Turizmi, Tarımı ve Balıkçılığı bitirecek.

İnsanlara iş ve istihdam vaat ediliyor.  11 bin kişinin çalışacağı bir yerden söz ediliyor. Bir enerji üssü olacağından söz ediliyor. Ama teknik raporlar “madenin yeterli olmadığını buradaki yataklarda fay kırıklarının olduğunu, mekanize çalışılamayacağını, kolay kömür üretilemeyeceğini, bu büyüklükte bir termik santralin ithal kömüre mahkûm olduğunu” söylüyorlar. Bütün bu araştırmaları Mühendisler ve Mimarlar Odasına yaptırdık. Boşuna karşı çıkmıyoruz bu girişime. Teknik olarak hatalı olduğu için de karşı çıkıyoruz.

Amasra, Bartın, Karabük, Bolu, Kastamonu ve Zonguldak, Sinop’un doğal değerleri, kültürel varlıkları korunmalı.

Neden?

Çünkü Küresel Isınma nedeniyle, bizim bölgemiz, iklim olarak önümüzdeki dönemin en cazip bölgesi olacak. İnsanlar bu bölgede ev alamaya, bu bölgede yatırım yapamaya, bu bölgede yaşamaya yönelik hayaller kuracaklar. Bunun geleceğin içinde Termik Santrale yer yok…

Evet, Enerjiye ihtiyacımız var ve Amasra Taş Kömürleri İşletmesi Kömür Çıkarıyor, enerji üretiyor.  Amasra’dan kömür çıkartılması enerji üretmek demektir. Buradan çıkartılan kömürü burada yakmak şart mı? Burada yakamayın, Çevre Düzeni Planının gösterdiği yerlerde yakın. Burada bizi duman altı etmeyin, bizi kükürt dioksitle zehirlemeyin, kadmiyum, nikel gibi ağır metallerin yeraltı sularına karımasına izin vermeyin. Denizin ısınması sonucunda balık popülasyonunun nasıl değişeceği, nasıl etkileneceği belli değil.  Balıklar ölecek mi? Bilmiyoruz…!!  Ama etkilenecek.

Batı Karadeniz Bölgesi kuzeyden gelen hakim rüzgârların etkisi altındadır. Poyraz, Yıldız, Karayel denizden gelip, bütün ne varsa havada, onu arkadaki tarım alanlarına, Safranbolu’ya kadar götürür. Buradan kalkan asit bulutları da, baca gazları da, o toprağa düştüğünde toprağı zehirleyecek olan her şey, bu hakim rüzgarlar nedeniyle arkadaki verimli topraklara düşer ve Safranbolu’ya kadar gider. Bunun için karşı çıkıyoruz.

AMASRAM : Yatırımı yapacak olan firma bölge halkına iş, istihdam vaat ediyor, bu konuda ne diyorsunuz?

H.Ç. : İnsanlar ilk önce inanıyorlar. Ama bakıyorlar ki bu gerçek değil. Vaat ettikleri iş potansiyeli mümkün değil. Bir termik santralde çalışacak insan sayısı sınırlıdır. Kömür üretimi ise zor, tehlikeli ve pahalı bir iştir.

Amasra’nın doğal güzelliğine göz dikenler, istihdam deyince ucuz Çinli işçiyi getirdi, kömür üretimi yerine de ucuz ithal kömüre yönelir.

Ayrıca Termik santral nedeniyle büyük bir istihdam alanı körelecek. Amasra Belediyesine kayıtlı 430 işletme var. Bunların 230’u turizmle bağlantılı işletmeler. Çekiciler sokağında 60 tane dükkân var. Bir şehirde 400 işletmenin 200’ ü turizmden geçiniyorsa, 200 tane patron var demek, İş sahibi demek. Kendi işini yürüten insanlar var demek. Bunların bir kısmı aile işletmeleri, bir kısmı büyük işletmelerdir. Turizm öldüğünde onlarda ölecek…

Bütün bunların yerine ne koyacaksınız. Madende çalışacak, yerin yedi kat altın da çalışacak ve emekliliğinde akciğer hastalıklarıyla boğuşacak işçilerden söz ediyorsunuz. Buna istihdam denebilir mi? Bu dilerim olmaz.

Biz turizm gibi bir hizmet sektöründen, sağlığı etkilemeyecek iş alanlarını kaybetmemekten söz ediyoruz, onlar insanları yeraltında mezara sokmaktan söz ediyor. Biz Amasra’da Su Ürünleri, Turizm dallarında Yüksek Okul açılmasına ve yerel meslekleri kaliteli, üretken hale getirmeye çalışıyoruz. Onlar hayali bir iş ile halkı kandırıyorlar.

Biz kaliteli, temiz ve sağlıklı bir yaşamı sürdürmeyi savunuyoruz, onlar maden ocağında göçük altında kalabilme, grizu patlamasında ölebilme ve solunum hastalıklarından sürünme ihtimallerini vaat ediyorlar.

Üstelik kaç paraya; “asgari ücret civarında bir ücretle maden işçiliği istihdam yaratmak mıdır” diye sormazlar mı? Asgari ücretin yarısına çalıştırılan Çinli İşçileri niye getirdiniz o zaman diye sormazlar mı?

İstihdam dedikleri bu… İnsanlar da bunu fark ediyorlar, artık biliyorlar. Neyin ne olduğunu farkındalar. Bunu Ankara’da Bakanlık önüne dayanacak kadar biliyorlar. 1000 kişi Ankara’ya indi, artık söz sizde diye, reddedin bu projeyi diye. Format belirleme toplantısı sırasında Bakanlığın önünde sloganlar atıldı, “ format verilmesin bu dosyalar reddedilsin” diye haykırdı insanlar. “Çevre Bakanlığı Çevreyi koru” dediler.

Amasra’yı korumak tıpkı Safranbolu’yu dünya kenti yapmak gibi bir marka yaratmaktır. İnsanlara madalya getirir bu. Dönemin Safranbolu belediye Başkanı Kızltan ULUKAVAK, Profesör Doğan KUBAN, ÇEKÜL Vakfı Başkanı Profesör Metin SÖZEN, bu isimler Safranbolu deyince yaptıkları ile unutulmayan kişiler olmuşlardır.  Onların hatırasında Safranbolu’yu korumaya verdikleri emeklerin şerefi yatar. Dünya bunu bilir. Amasra’ya termik santral yaparak hiçbir şey kazanamazsınız, kazandıramazsınız. Ama Amasra’yı kurtaracak bir Çevre Bakanı, bir Belediye Başkanı, bir Milletvekili şerefle anılacaktır.

Bir daha Amasra yapamazsınız, bu şehir binlerce senede yapıldı. Bu kültür, bu meslekler binlerce senede oldu. Amasra’da niye daha iyi balık yapılır? Restoranları niye daha iyidir? Çünkü kendileri için öyle yapmaya başladılar. Daha balığı buzluğa koymadan ikram etmeye çalışıyorlar. Öylesi daha lezzetli çünkü. Mevsimine göre balık satıyoruz. İskandinavya’dan gelen balıkları satmıyoruz. Yerel balıkları satıyoruz. Yerel balıkları öldürürsek neyi satacağız, neyi pazarlayacağız burada.

Halk Kararını verdi; Bu kentler ve çocuklarımızın geleceği korunacak.

Birbirimizin yüzüne ve çocuklarımızın gözüne utanmadan bakabilmek için Termik Santrale izin vermeyeceğiz.

Amasra ve Bartın Belediye Başkanları ile Belediye Meclis Üyelerinin tümü parti farkı olmaksızın santrale karşı mücadele ediyorlar. 120 katılımcısı ile Bartın Platformu Termik Santrale karşı bilinçli ve kararlı bir mücadele yürütüyor. Gömü ve Tarlaağzı Köyleri Muhtarlarından Millet Vekiline kadar pek çok insan bu onurlu mücadelede önemli görevler üstlendiler. Onları şükranla anıyoruz. Gelecekte de sevgiyle hatırlanacaklar.

Son değişiklik Cumartesi, 19 Şubat 2011 18:03
Bu kategorideki diğerleri: Termik Santrala Hayır Mitingi.. »